Bugün ilk defa gözlerimi açtığımda yorgun değildim.Göz çukurlarım bana uykusuzluğumu hatırlatacak kadar koyu bir renkte bürünmemişlerdi.
Her geçen gün biraz daha fazla dinleniyorum sanki.
Bundan bir kaç ay öncesini hatırlıyorum da geceler sabaha çıkmak bilmezdi, güneş kendinden beklenmeyecek bir sakinlikte ve parıltısını kaybetmiş bir şekilde doğardı.
Yolda yürürdüm, adımlarım sıklaşır fakat hızım sabit kalırdı.
Capcanlı dediğimiz renklerin içindeki en canlı renk; sarı.O bile pasteldi.
Gözümü alan güneş değildi.Hep kısmak zorunda hissettiğim gözlerim bir buhranın kendimde yarattığı baskı ile etrafa bakardı.
Şimdi tekrar ayağa kalkıyorum.
Hem de hiç bir yere tutunmadan.
Tek başıma, bir başıma ve bütün gücümle...
28 Nisan 2010 Çarşamba
RENGARENK
Daha sağlam bastığımı farkediyorum toprağa.eksiklerimi kapatıyorum elimde tuttuğum rengarenk kader boyalarımla.
Bazen sarı bazen kırmızı bazen siyah; ama her bir rötuj bana can veriyor sadece hissettiklerimle yaşıyorum.
Tekrar hissediyorum artık rüzgarın o güzel okşayışını, güneşin bana göz kırpmasını, kahkahalarımın sesini...
Değişti her şey...
Artık eskisi gibi değilim.Her şey isim değiştirmeye başladı yeni anlamlar yüklüyorum artık basit ve yalın bir dille...
Bazen sarı bazen kırmızı bazen siyah; ama her bir rötuj bana can veriyor sadece hissettiklerimle yaşıyorum.
Tekrar hissediyorum artık rüzgarın o güzel okşayışını, güneşin bana göz kırpmasını, kahkahalarımın sesini...
Değişti her şey...
Artık eskisi gibi değilim.Her şey isim değiştirmeye başladı yeni anlamlar yüklüyorum artık basit ve yalın bir dille...
SIRILSIKLAM OLMALI
Sık bir yağmur ormanında ''mutluluk'' olarak bilinen yağmurun damlaları arasında ıslandım demek istiyorum ve o yağmurun yağmasını bekliyorum.Ama ''umutsuzluğun'' gölgesinde değil tabi ki.
Sade ve sadece ''umudun'' parıltısı altında, aldığım her bir nefesin içinde, esen rüzgarın tenime çarpışında...
Sade ve sadece ''umudun'' parıltısı altında, aldığım her bir nefesin içinde, esen rüzgarın tenime çarpışında...
Beklentilerim uzun bir zamana yayılmıyor; ''an''ı planlıyorum ve sadece ''o an''ı yaşamaya çalışıyorum.Gelebilecek bir ''an''ı yaşama çabası içinde koşarken şu ''an''ı kaçırmak istemiyorum.
Çünkü geçmişteki ''bir an'' olarak kalıp ona dokunamayacağım tozlu raflarda saklanmasın istiyorum...
Çünkü geçmişteki ''bir an'' olarak kalıp ona dokunamayacağım tozlu raflarda saklanmasın istiyorum...
AHANDA GİDİYOM
Daha da buralarda ''boşluklarda'' bulamazsınız beni...
Artık sarp uçurum kenarları yok rüzgarı hissetmek için.Bahar çiçekleriyle donatılmış ve binbir renk halinde burnunuza muhteşem kokular sunan yemyeşil bir yerdeyim.
Ben hayallerimi gerçeğe dönüştürdükçe yaşıyorum.
Sadece gerçeğe dönüştürebileceklerim üstünde dıuruyorum daha üstünde gerçekleşebilecekler ''süpriz''im olarak kalıyor...
Artık sarp uçurum kenarları yok rüzgarı hissetmek için.Bahar çiçekleriyle donatılmış ve binbir renk halinde burnunuza muhteşem kokular sunan yemyeşil bir yerdeyim.
Gözlerimi Kapattığımda ''huzur'' dediğimiz o kaçağı yakaladığımı en azından yakalamak üzere olduğumu hayal edebiliyorum.
Ben hayallerimi gerçeğe dönüştürdükçe yaşıyorum.
Sadece gerçeğe dönüştürebileceklerim üstünde dıuruyorum daha üstünde gerçekleşebilecekler ''süpriz''im olarak kalıyor...
O BANK
Artık müzik dinlemeye de başladım eskisi gibi.İpodum ne kadar da tozlanmış öyle.ne kadar eski şarkılar sıkışmış kalmış içinde...
Tam müzikler için hani şu bizim bir türlü yapamadığımız hayatımızdaki her bir ''Kıymık' ı barındırmamıza sebeb olan bir ingilizce fiil var ya '' delete'' tuşuna bastığım anda 'bir zamanlar' oturduğum o '' bank '' aklıma geldi..
Hala durduğunu söyledi bir melek!
Durması çok güzel ama tam olarak benim bıraktığım gibi mi duruyor hala?
Odamda karanlıktan baktığım gibi çevresi sokak lambasıyla aydınlanmış bir şekilde ve sadece ''o şehre'' bakarken yakalayabilir miyim onu?
Tam müzikler için hani şu bizim bir türlü yapamadığımız hayatımızdaki her bir ''Kıymık' ı barındırmamıza sebeb olan bir ingilizce fiil var ya '' delete'' tuşuna bastığım anda 'bir zamanlar' oturduğum o '' bank '' aklıma geldi..
Hala durduğunu söyledi bir melek!
Durması çok güzel ama tam olarak benim bıraktığım gibi mi duruyor hala?
Odamda karanlıktan baktığım gibi çevresi sokak lambasıyla aydınlanmış bir şekilde ve sadece ''o şehre'' bakarken yakalayabilir miyim onu?
ÜÇ NOKTA
''O an'' da çalıyordu ''bitti en güzel hikayem''...
Kendimizi kandırmışız be üstad!!!Ne bitmesi...Bitmemiş bir hikayeye nokta koymuşuz.İmla kurallarını unutmuşuz.Her şeye virgül atarken kendimizin başrolde olduğu o ''yaşam'' adı verilen hikayeye nokta mı konulur hiç!!!
Daha baştan sona okumadım bile hikayemi.
Yok öle kolaydan bir nokta.Her canımız yandığında alışkanlık yapmış bize bu noktalar; ama kural da var;
''nokta bitmiş bir eylemi ifade eden cümlenin sonuna konur''!Bitmiş bir eylemimiz var ki?
Aksine en anlamlıları ardı sıra gelecek...
Ne ilk idi ne de son olacak...
Hem sadece ''arkası yarın''adı verilen bir '' üç nokta'' neyime yetmiyor ki...
:))
Kendimizi kandırmışız be üstad!!!Ne bitmesi...Bitmemiş bir hikayeye nokta koymuşuz.İmla kurallarını unutmuşuz.Her şeye virgül atarken kendimizin başrolde olduğu o ''yaşam'' adı verilen hikayeye nokta mı konulur hiç!!!
Daha baştan sona okumadım bile hikayemi.
Yok öle kolaydan bir nokta.Her canımız yandığında alışkanlık yapmış bize bu noktalar; ama kural da var;
''nokta bitmiş bir eylemi ifade eden cümlenin sonuna konur''!Bitmiş bir eylemimiz var ki?
Aksine en anlamlıları ardı sıra gelecek...
Ne ilk idi ne de son olacak...
Hem sadece ''arkası yarın''adı verilen bir '' üç nokta'' neyime yetmiyor ki...
:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





